Şimdi Yazın
Bakımsız bir devlet yolunda kaza yapıldığında, karayolunun sorumluluğunu üstlenen idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat talep edilmek istenir. Peki bu dava idare mahkemesine mi, yoksa asliye hukuk mahkemesine mi açılmalıdır? Uygulamada yıllarca tartışılan bu soru artık netlik kazanmıştır.
Danıştay İDDK'nın bu kararı ve Anayasa Mahkemesi ile Uyuşmazlık Mahkemesi'nin yerleşik içtihatları çerçevesinde varılan sonuç şudur: 2918 sayılı KTK m. 110 uyarınca, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan trafik kazası tazminat davaları dahil KTK'dan doğan tüm sorumluluk davaları adli yargıda görülür.
Trafik kazası tazminatı konusunda Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik KTK m. 110: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür." Bu düzenlemeyle tüm KTK sorumluluk davaları için tek yargı kolu belirlenerek yargı yolu belirsizliği ortadan kaldırıldı.
Tartışmanın özü şuydu: Yol bakımındaki ihmal "KTK'dan doğan sorumluluk" mudur, yoksa saf idare hukuku sorumluluğu mudur? Danıştay 15. Dairesi önce "idari yargı görevlidir" demişti. Ancak Anayasa Mahkemesi ve ardından Uyuşmazlık Mahkemesi bu belirsizliği ortadan kaldırarak KTK m. 110'un tüm trafik sorumluluk davalarını kapsadığını tescilledi. Danıştay İDDK da bu içtihadı benimseyerek son noktayı koydu: adli yargı görevlidir.
Trafik kazası tazminatı konusunda Ankara avukat hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.
T.C. DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2019/3395 E. 2020/468 K.
"İçtihat Metni"
İdarece tedbir alınmayan karayolunda trafik kazası sonucu meydana gelen zarar
Dava konusu istem: Davacıların murisi M. Ö.'ün, kullandığı aracın 08/09/2010 tarihinde İstanbul-Ankara devlet yolu üzerinde tek taraflı trafik kazası yapması sonucunda hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru olduğu ileri sürülerek 50.000,00 TL manevi, 893,05 TL maddi tazminatın ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 2. İdare Mahkemesinin kararıyla; açılan dava, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndan kaynaklanan sorumluluk davası olduğundan ve yasal mevzuat uyarınca bu davalar adli yargı yerlerinde görüleceğinden davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onbeşinci Dairesi; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetinden kaynaklanan hukuki sorumluluğun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece kararını bozmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2918 sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde; "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi 26/12/2013 tarih ve E:2013/68, K:2013/165 sayılı kararıyla söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmetmiştir. Kararda; aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı, aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesiyle yargı yolu belirsizliğinin giderildiği vurgulanmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesi de Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu kararını referans alarak (E:2014/834, K:2015/79 ve diğer pek çok kararı) benzer uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğunu belirlemiştir.
Bu çerçevede, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca anılan yüksek mahkeme içtihatları neticesinde uygulamada birlik sağlanması ve benzer uyuşmazlıkların bir kısmının adli yargıda bir kısmının idari yargıda görülmesinin de önüne geçilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Davacıların temyiz istemlerinin reddine; davanın görev yönünden reddi yolundaki Ankara 2. İdare Mahkemesinin ısrar kararının ONANMASINA, 26/02/2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Davalı idarenin karar düzeltme isteminde öne sürülen hususlar, önceki bozma kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.
Adli yargıya, yani Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmalısınız. KTK m. 110 uyarınca, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan trafik kazası davaları dahil tüm KTK sorumluluk davaları adli yargıda görülür. İdare mahkemesine açılan davalar görev yönünden reddedilmektedir.
Yol üzerindeki çukur, yetersiz levha, bozuk asfalt, güvenlik bariyerinin eksikliği, kaygan zemine rağmen uyarı yapılmaması gibi durumlar idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilebilir.
Kaza yeri fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu ve bilirkişi raporu en önemli ispat araçlarıdır. Kazadan hemen sonra olay yerinde belge toplanması kritik önem taşır.
İdare mahkemesi davayı görev yönünden reddedecektir. Adli yargıda yeniden dava açabilirsiniz. Ancak dava açma sürelerini kaçırmamak kritik öneme sahiptir; avukata derhal danışılması önerilir.
KTK m. 110 açıkça belirtmektedir: "işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlar dahil" adli yargıda görülür.
Evet. Mahkemeler; sürücünün, diğer araç işleteninin ve idarenin kusur oranlarını ayrı ayrı belirleyebilir. Belirlenen kusur oranları tazminat miktarını doğrudan etkiler.
Bilirkişi incelemesi gerektiren bu davalar ortalama 1-3 yıl sürebilir. İdarenin taraf olduğu davalarda süreç uzayabilir. Dava öncesinde sigorta şirketiyle uzlaşma girişimi zaman ve maliyet tasarrufu sağlayabilir.
Bakımsız yolda veya devlet aracıyla yaşanan kazalarda doğru mahkemede dava açmak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)