Şimdi Yazın
Zamanaşımının kesilmesi, belirli bir hukuki eylemin gerçekleştirilmesiyle işleyen zamanaşımı sürecinin tamamen silinip, sürecin en baştan başlaması anlamına gelir. Bu durum, alacaklının haklarının korunmasına ve alacaklarını tahsil etme şansına sahip olmasına olanak tanır.
Zamanaşımının kesilmesi alacaklı için ek süre anlamına gelir. Kesilme anına kadar işlemiş olan süreler dikkate alınmaz; sayaç sıfırlanır. Bu yönüyle zamanaşımının kesilmesi, zamanaşımını durduran sebeplerden temel olarak ayrılır: durmada süre kaldığı yerden devam ederken, kesilmede süre tamamen sıfırlanır.
Hukukumuzda her eylem zamanaşımını kesmez. Süreyi sıfırlayan eylemler kanunda sınırlı sayılmıştır:

Zamanaşımı kesildiğinde kural olarak eski süre ne ise yeni süre de o kadar olur (eskisi 5 yılsa yenisi de 5 yıldır). Ancak şu durumlarda süre değişir:
Bu durumlarda eski süre ne olursa olsun, yeni zamanaşımı süresi her zaman 10 yıldır (TBK m. 156). Bu kural, alacaklı açısından büyük bir güvence sağlar. Örneğin 2 yıllık zamanaşımına tabi bir haksız fiil alacağı mahkeme kararıyla tespit edilmişse, kararın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre işlemeye başlar.
Zamanaşımının kesilmesi halinde yeniden işlemeye başlayacak olan süre, genellikle ilk başladığı andaki gibi tamamen yeniden başlar. Yani, eğer bir alacak için öngörülen zamanaşımı süresi 5 yıl ise ve zamanaşımı süreci bir hukuki eylemle kesilirse, kesintiden sonra kalan süre sıfırlanır ve 5 yıllık yeni bir zamanaşımı süresi başlar.
Bu durum, alacaklının alacağını tahsil etme şansını önemli ölçüde artırır ve borçluya borcunu ödeme konusunda adil bir şans tanır.
Birden fazla borçlunun bulunduğu müteselsil borç ilişkilerinde zamanaşımının kesilmesinin nasıl işleyeceği TBK m. 155'te düzenlenmiştir:
Bu ayrım pratikte büyük önem taşır. Alacaklı, müteselsil borçlulardan yalnızca birini takip etse dahi tüm borçlular için zamanaşımını kesmek mümkündür; ancak ikrar yoluyla kesilme yalnızca ikrar eden borçlu için geçerlidir.
Hangi eylemlerin zamanaşımını kestiğini pratikte anlamak kritik önem taşır. En sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
Zamanaşımının kesilmesi, alacaklıya yalnızca ek süre tanır; alacağı kendiliğinden tahsil etmez. Kesilme gerçekleştikten sonra alacaklının atması gereken adımlar şunlardır:
Alacak davası açmadan önce zamanaşımı durumunun, kesilme sebeplerinin ve hangi sürenin işleyeceğinin mutlaka hukuki değerlendirmeden geçirilmesi, zaman ve maliyet açısından büyük fark yaratır.
Zamanaşımı hesabı yalnızca takvime bakmaktan ibaret değildir. Hangi sürenin uygulanacağı, kesilme tarihinin tespiti ve kesilmenin diğer borçlulara etkisi gibi sorular deneyimli hukuki bilgi gerektirir.
Ankara Borçlar Hukuku Avukatı olarak sunulan başlıca hizmetler şunlardır:
Soru: Noterden ihtarname çekmek zamanaşımını keser mi?
Cevap: Hayır. İhtarname yalnızca borçluyu temerrüde (gecikmeye) düşürür ve faiz başlatır. Zamanaşımını kesmez ve süreyi sıfırlamaz. Süreyi kesmek için dava açmak veya icra takibi yapmak gerekir.
Soru: Borçlu borcun küçük bir kısmını öderse ne olur?
Cevap: Kısmi ödeme, "borcun ikrarı" (kabulü) sayılır. Bu durumda zamanaşımı tüm borç için kesilir ve süre en baştan başlar.
Soru: Dava açıldıktan sonra dava reddedilirse zamanaşımı kesilmiş sayılır mı?
Cevap: Dava usulden reddedilmişse, TBK m. 158 uyarınca alacaklıya ek 60 günlük süre tanınır. Bu süre içinde tekrar dava açılırsa zamanaşımı ilk dava tarihi esas alınarak kesilmiş sayılır.
Soru: Mahkeme kararından sonra yeni süre ne kadardır?
Cevap: Borç bir mahkeme kararıyla sabit olmuşsa, orijinal zamanaşımı süresi ne olursa olsun yeni süre her zaman 10 yıldır (TBK m. 156).
Zamanaşımını kesmek için doğru hukuki adımları (Dava/İcra) birlikte atalım.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)